PROFESYONEL EĞİTİM SEMİNERLERİ VE PROFESYONEL DANIŞMANLIKTAN NELER BEKLEMELİYİZ?

PROFESYONEL EĞİTİM SEMİNERLERİ VE PROFESYONEL DANIŞMANLIKTAN NELER BEKLEMELİYİZ?

Uzunca bir süredir bu işi yapmış olduğum için genel olarak sunulan hizmet ve hizmetten beklentiler için oldukça sık karşılaşılan olumlu ve olumsuz durumları bu başlık altında toplamak istedim, umarım bu konudaki uygulamalara bir nebze de olsa katkım olur.

Genellikle profesyonel eğitim seminerleri ve danışmanlık arasındaki ince çizgi ya bilinmemekte, ya da özellikle bilmezden gelinmektedir.

Profesyonel eğitim seminerleri işletmelerimizde çalışan profesyonellerin karşılaşmış oldukları sorunların nedenlerinin açıklanması ve olası çözüm yöntemlerinin aktarıldığı mecralar olarak tanımlanmalıdır. Bu eğitimlerde kişi ve kuruluşa özel olarak çözüm sağlanması oldukça zor olmaktadır. Bu konum anlaşılmadığında veya görmezden gelindiğinde seminerin insicamı bozulmakta ve genellikle seminere katılan diğer katılımcıların memnuniyeti sonucuna varılmaktadır. Aslında semineri bu şekilde bloke eden katılımcı da beklediği sonucu alamamaktadır. Zira seminer eğitimcisi soru soran profesyonel arkadaşımızın işletmesini ve sektörünü tanımadığı zaman verilecek olan yanıtın hazır olması olanaksızdır. Genellikle bu durumda katılımcı hayal kırıklığına uğramaktadır. Bu kadar detay ve profesyonel bir soruna çok hızlı ve kolay yanıt bulunması, öncelikle katılımcıyı çok zor duruma sokacaktır. Madem yanıt bu kadar çabuk ve kolay verilecek, neden bu sorunu biraz çalışarak çözmediniz sorusunu akla getirir. Eğer sorun incelenmeden alel usul yanıt verilirse eğitimcinin sorgulanması gerekmez mi?

Eğitim katılımcılarından beklenilen içeriği iyice incelemeleri ve bu içerik sınırları içindeki konuların anlatımının yapılacağını kabullenmeleri beklenmektedir.

Bu konuları aşmak için en kolay yol, işletmenin kendisine özel in-house olarak eğitimi almasıdır. Ancak bu konuda işletmeye özel eğitimin başarılı olabilmesi için bazı hususların üzerinden geçmek gerekmektedir. Bu hususları elden geçirmekte yararlar vardır. İlkin, işletmenin bu eğitimden beklentileri ve eğitim talep etme nedenlerini eğitimciyle paylaşması gerekmektedir. İşletme eğitimciye işletmesini ve sektörünü tanıtmak durumundadır. Eğitim gereksinimi doğuran durumun eğitimciye tam anlatımını sağlamak durumundadır. Bu durumda butik bir eğitim tasarlanabilir. Bu konudaki beklenti çözüm bilgilerinin aktarılmasıdır. Bu durumda bir proje söz konusu değildir. Genellikle, eğitimci sorunumuzu çözmedi şeklinde şikâyetler gelmektedir. Oysa burada verilen hizmet sorunu çözecek bilgilerin aktarılmasıdır. Bir diğeri örnekler benim tam istediğim gibi değildi? Eğitimci sizin özgün durumunuzu bilemez, standart ve de bilgilerin tam olarak aktarılmasını sağlayacak bir kurgu örneği sizinle paylaşacaktır. Yaşanmış bir örnek profesyonel eğitim seminerlerinde çok nadiren verilebilir. Bu konunun orada bulunmayan paydaşın haberi olmadan mahrem bilgilerinin paylaşılması yasal bakımdan olanaksızdır. Hatta çözüm önerilerinde alenileşmeyen bilgilerin açık edilmesi en azından etik değildir.

Belli bir hedefe yönelik proje varsa bu projenin danışmanlık ile çözülmesi ön görülmelidir. Danışman çalıştırmanın belirli kuralları söz konusudur. Öncelikle danışman işletme, sektör ve sorun hakkında yeterli derecede bilgilendirilmelidir.

Diğer yandan danışmandan beklenilen hizmetin tanımlaması yapılmalıdır. Projeyi sorumluluk alarak yapması istenilebilir. Bu durumda yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir. Proje paydaşları tayin edilmeli ve hiyerarşik düzen tanımlanmalıdır. Bu çoğu zaman istenilmeyebilir. Bu durumda proje grubuna koçluk yapması istenilebilir. O zaman proje grubu çalışmalarını yapar, danışman bu sırada izleyici olur. Sorunlar olduğunda bilgisine danışılır veya projeye nezaret ettiği için hatalı durumlarda ikaz etmesi beklenilir. Bunun içinde danışmanın işletmeyi ziyaret etme sıklığı belirlenir veya sorun oldukça davet edilmesi sağlanır. Elbette son olasılık en kötüyü tanımla zira aradaki çalışmaların ve karar mekanizmalarının danışmana tekrar anlatılması gerekmektedir, bu da zaman kaybıdır.

Bir diğer anlaşılamayan husus ise hedeflerin tanımlanmamasıdır. Danışman ile çalışılırken danışmanın hedefi ve kendisinden beklenilen işlem hiçbir tartışmaya mahal bırakmaksızın tanımlanmalıdır. Genellikle işletmelerimiz daha fazla bilgi ve sonuç sağaltabilmek amacına yönelik olarak bu konuyu flu bırakmayı tercih etmektedirler. Bu durumda arzu edilen şey “maalesef istediğimiz sonuca ulaşamadık, sizinle çalışmayı bitiriyoruz” demenin alt yapısı olarak hazırlanmaktadır. Bu yaklaşım ise maalesef etik değildir. Bir de sonuç şu şekilde yorumlandığında üzücü olmaktadır, zaten bizim bildiğimizi bize anlattı, bir iki şey aldık, o da verdiğimiz gayret ve masrafa değmedi. Bu hususa saygı duymayı zor da olsa öğrendim, ama gidişin o oluğunu da kolayca anlayabiliyorsunuz.

Diğer yandan, işin başından itibaren devreye almadığınız bir konuda danışmandan ucuz ve kolay çözüm bekleme kolaycılığına kaçmak. İşe hızla başlıyorsunuz ve işler sarpa sardığında çözüm bekliyorsunuz, bu durumda anlamsız çözüm üretmek sıkıntılı bir durum yaratmaktadır.

Örneklemek gerekirse, işletmelerimiz depo tasarımı konusunda danışman ve proje çalışmasını en garip şekliyle yapmaya bayılıyorlar. Önce binayı yapıyorlar, daha sonra raf düzeni ve operasyon tasarımı için danışmanı davet etmektedirler. Danışman çağırmasanız da olur. Zira içeride ki raf düzeni ve operasyonlar bina tasarımınıza mahkûm olarak yapılır. Eksik bilgi ile tasarım yapmanın sıkıntıları var, genellikle çok bilenlerin yaptıkları hataları oluyor. Bir depo tasarımında rastlamıştım. Depo bina inşaatı başlamış ve o sırada beni çağırmışlardı. Bina açıkça yanlış tasarlanmış ve yerleşimde sıkıntılar olmaktaydı. Müşteri o zaman sordu, siz olsaydınız nasıl tasarlardınız diye. Prefabrik ve giydirme panel cepheli diye izah ettim.  Aldığım yanıt enteresandı, ben branda ile depo yapmam. Mesele orada anlaşılmıştı. İşletmenin inşaat işinden sorumlu mimar ortağı bu depoların branda ile örneğini görmüş ve onu çözüm diye önermiş. Oysa izo panel uygulamasını gösterdiğimizde hayıflanmayı görmeniz gerekirdi.

Elbette talimatlar da verilirken dikkatli olunmalı. En çok karşılaştığınız talimat, bizim çözümümüz ucuz olmalı, öyle lüks çözüm istemiyoruz. Bu talebe saygı duymamak elde değil. Ancak bunun arkasından şöyle bir çelişki elinizi kolunuzu bağlar. Öyle çözüm üretelim ki kolayca otomatik uygulamaya geçelim. Oysa manuel ve otomatik çözüm alt yapısının tamamen farklı olduğunu anlatmak olanaksız oluyor.

Diğer bir uygulama biçimi ise başka türlü danışman çalıştırma da söz konusu olabilir. Bu çalışma ise kadrolu devamlı danışman istihdamı şeklinde olmaktadır. Danışman tam zamanlı olarak işletmededir ve hazır bekler. İşletmede olan biteni gözlemler ve gerektiği durumda yönetimi ikaz eder veya yönetim dilediği anda bilgi ve görüş talep eder.

Bu hususların hepsi genel olarak profesyonel eğitim seminerleri ve danışmanlık uygulamalarını özetler. En alt seviyede hizmet talebiyle başlayıp, işi küçümseyerek danışmanı işe başlattıktan sonra en üst seviyeden sonuç beklemek ve paydaşınıza yetki vermeden olmayan inisiyatif kullanımını beklemek elbette ki hem memnuniyeti azaltacak, hem de hedeften uzaklaşmamıza neden olacaktır.

Tam da şu sırada ekonomideki belirsizlik ve sıkışıklıklar sonuç olarak karşımıza yeni sorunlar getirmektedir. Her kriz ve ekonomik sıkışıklıkta işini kaybeden profesyonellerin profesyonel eğitim semineri eğitimci ordusuna katılmanı ve elbette ki danışman ordusuna katılması sonucunu vermektedir. Bu arkadaşlarımız elbette ki çok kıymetli ve çok bilgili profesyonellerdir, hiç kuşkumuz yok. Ancak bu konudaki eğitimci ve danışman enflasyonu sıkışık pazarı daha da daraltmaktadır. Bu durumda işini kaybetmiş olan bu eğitimci ve danışman kadrosu direnme gücünü kaybettikçe, hem fiyatları düşürmektedir. Bir nevi işportacı eğitimci ve işportacı danışman grubu oluşuyor. Deneyimli olanlar bu durumlarda genellikle pazardan biraz çekilerek beklemeyi tercih etmektedirler. Ancak bu yeni gelen kadro işleri ve projeleri berbat ettikten sonra sıra bizlere gelmektedir ki, bu husus her iki taraf için de maalesef oldukça sıkıntılı olmakta ve projeler gereksiz şekilde sakatlanmaktadır.

Eğitim seminerlerinde ise katılımcılardan aldığımız bilgiler ise trajikomik olmaktadır. Örneğin satın alma konusunda akademik ünvanlı bir arkadaşımızın eğitimde anlattığı bir husus var, bana bir seminer katılımcısı sordu bu hususu. Bu konu bana iletildiğinde bu eğitimci arkadaşımızın ömrü boyunca simit bile almadığı yargısına kolayca vardım. Konuda şu. Satıcı ile pazarlık yaparken öyle bir bakışın olmalı, öyle bir diksiyon ve konuşman olmalıdır ki, satıcıyı etkin altına alıp pazarlığı istediğin şekilde yönlendirmelisin? Nutkum tutuldu, bunu eğitim seminerinde insanlar bilgi diye nasıl anlatabilirler anlamakta hala zorlanmaktayım.

Ekonomik olarak sıkıntıların olduğu bir ortamda sorunlarınızı daha da büyütmemenizi dilerim

Bu vesileyle işlerinizde başarılar ve bol karlar dilerim.

Metin Çavuşlar‘dan alıntıdır.